
Sait ağbinin bize lazım gelen nesidir? Evvela söylemek gerekirse, "klasik" tabir şudur: Sait Faik, hikâyelerinde yaşama sevincinden dem vurmuş, balıkçıları, küçük insanları, yeşil ovaları ilh... işlemiş, öykümüze yeni soluk getirmiştir.
Şimdi bu nedir? Mesela bir buzdolabı bu şekilde açıklanabilir. Soğutmaya yarar, şu tarihte bulunmuştur, çalışma prensibi şu şekildedir vesaire. Ama ya Sait Faik yukarıdaki "basma-kalıp" ifadeyle anlatmaya yeter mi?
Maalesef üniversite sınavlarına sadece "isim" olarak hazırlanan öğrenci, Sait Faik'in belki bir solukta tüm eserlerini sayacaktır, ama ya içindekileri? İsimlerin hiçbir öneminin olmadığını, bizlere lazım olanın düşlerin, hulyaların, hislerin olduğunu bilmezsek biz belki doktor, avukat, mühendis olabiliriz ama ya insan?
İşte, insanlar içinde bir insan'ın en büyük gayesi bize bunu göstermektir. Yani balıkçıyı anlatıyorsa alelade bir anlatım için değildir o, balıkçının da yaşamı olduğunu, mutluluklarının, hüzünlerinin olduğunu göstermek içindir. Bu da tam olarak bizi başkasının gözüne götürür ki, nitelikli eserlerin en büyük özelliklernden birisi budur: diğergamlık!
Sait Faik hakkında maalesef şimdiye kadar "dört dörtlük" bir biyografi yazılmadı. Yeri gelirse hakkında çalışmalara tek tek değiniriz, ama bizim hep Sait Faik'ten yoksun oluşumuz onu biraz da tanıyamamızdan ileri gelmiyor mu? İşte bunu sormalıyız, bir gece gökyüzüne baktığımızda "peşimizde uskur, peşimizde yıldızlar" bizi takip ediyorlar ise biz Sait Faik'in dünyasındayız demektir.
Onun en büyük amacı insanlıktı, ama basma-kalıp olmayan yani BM'deki insanlık anlayışı değil. Süleymaniye'yi hiç düşünmeden bir insana değişen bir "insanlık". Hepimiz bu duyguya ihtiyacımız var ki insan olabilelim. Sait ağbinin en çok bu yüzden yaşatılmaya ihtiyacı var, şinas kimseler de bunu borç biliyorlardır zaten.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder