
Elbette okudu ki, müthiş bir çeviri olan "Yaşamak Hırsı"nı dilimize kazandırdı. Ama burada bahsettiğimiz bu kitap olmayıp, Simenon'un Bella'nın Ölümü isimli bir eseridir. Kitabın kısaca ana hattını çizmek gerekirse, klasik Simenon ögeleri vardır aslında: ruh tahlili, psikolojinin baskın oluşu.
Spencer isimli başkarakter, evlerinde konuk olan Bella isimli genç kadının, evlerinde öldürülmesiyle baş şüpheli olarak görülmektedir. Cidden Bella da Spencer evdeyken öldürülmüştür fakat Spencer hiçbir şey duymamıştır. Bunu yazar bilhassa vurgular "Acaba kızı Spencer mi öldürdü?" sorusunu okuyucunun aklında bırakmamak için.
Gelgelelim, çevre Spencer'a suçlar, bunu açıkça yapmasalar da imaları, bakışları değişmiş, adeta kkatilmiş gibi görmeye başlamışlardır. Hal böyle olunca da Spencer gerçekten kendini katil sanmaya, şüphelenmeye başlar. Nitekim kitabın sonunda barda içki içtiği bir kadını öldürecektir. Peki, kaatiliğin k'ssini bilmeyen bir adam bu hale nasıl düşmüştür? Cevap kolay: Toplum.
Spencer, öylesine imalara alışmış, inkâr dahi edemeyecek kerteye gelmişti ki, çevresinin rahatsız edici bakışlarını artık "gerçekten varolan" olarak algıladı. Böylelikle insanların kendisinin boğazını sıkmalarına ses çıkarmadı ve tabir-i caize adım adım katilliğe doğru yürüdü. "Zaten ne kaybederim?" diyen Spencer, katillik için hiçbir engelinin kalmadığını anlamıştı.
Gelgelim, Sait Faik adında bir yazarımız, haksızlıkların bol bol olmadığı pardon efendim, hiç olmadığı bir dünya düşlemiş, dost bildiklerinin bile öylesine düşmanlıklarını görmüştür ki, belki de orta yaştaki resmini görünce "Aman Allahım!" diye çığlık atmaktan kendimizi alamaz olmuşuzdur.
Sait ağbinin Papaz Efendi diye bir öyküsü vardır. Öyküdeki karakter yani papaz, oldukça mutlu, topraktan, bitkiden, kuş sesinden zevk almasını bilen tam bir keyifehlidir. Hatta kilisenin yasaklarına bile papaz olduğu halde 'önce insanım' dermişcesine karşı koyar. Sait ağbi, papazı balkonundan görünce şaşırır, hayretler içinde kalır. Fakat günün birinde bir dedikodu alır başını yürür. Papaz efendi ne kadar bunları kulak arkası yapmak istese de yapamaz, onları duyar, hastalanır ve mevta olur.
Baudelaire, Poe için "onu alkol değil toplumu öldürdü" derken, sizce Spencer'ı ve Papaz Efendi'yi de görmemiş mi? Poe'yu da Spencer'ı da ve Papaz'ı da öldüren kaynak birdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder